2018_Ekim
49 TJK’NIN SESİ EKİM 2018 S anata ve resme olan ilgim, beni küçük yaşlardan itibaren kendi içime doğru bir yolculuk yapmaya yöneltti. Eğitimimi de resim üzerine aldım ve Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Resim ve Sanat Tarihi Bölümü’nü bitirdim. Okulu bitirdiğim zaman, bir öğretmen olmuştum ama sanata olan ilgim beni üstatlarla çalışmaya yönlendirdi. Rus Devlet Sanatçısı olan Hızır Teppeev Bey ile çalışmaya başladıktan sonra, ata olan ilgim, sevgim ve muhabbetim büyük ölçüde arttı ve at konseptini çok büyük bir keyifle çalışmaya başladım. Benim atlara olan sevgim ve ilgim küçük yaşlarıma dayanıyor. Baba tarafı sülalem, zamanında Balkanlar’dan yurdumuza gelmişler. Dedem de İzmir’de bir at çiftliği kurmuş. Hem dedem hem de babam şahane at binen kişilerdi. Onlardan dinlediğim hikayelerin at sevgimin pekişmesinde büyük bir rolü olduğunu düşünüyorum. Binicilik yeteneğinin de nesilden nesile genlerle aktarılan bir yetenek olduğunu sanıyorum çünkü, oğlum da çok güzel at biniyor. Atlar, bana özgürlüğü, duyguyu, zarafeti ve letafeti anlatıyor. At çalışmamın en büyük nedeni de kendi ruhumda, aynı atlar gibi müthiş bir özgürlük olmasıdır. Ben özgürlüğü çok seviyorum. Ayrıca, ruhumuz özgürleştikçe, nefsimizin bizi yenemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü, ruh özgürleştikçe nefis bir yerde küçülüyor. Bu nedenle, özgürlüğe çok değer veriyorum ve çok önem gösteriyorum. Atların, sadakatin ve asaletin temsilcileri olmaları da çok önemlidir. Çünkü, sadakat insanlık aleminde çok güzel bir vasıf. Zeka herkeste var ama vefa herkeste olmuyor. Bu vefanın, atlarda olduğunu hissediyorum. Bunun dışında, atların duygusallığın ötesinde, tasavvuf büyüklerinin de söylediği gibi vücudumuzun da bir binek olduğunu düşünüyorum. Bedenlerimize de iyi bakmamız gerektiğini düşünüyorum. At çalışmak, bana büyük bir keyif veriyor. At çalıştığımda kendimi farklı bir yolculukta, içime yaptığım yolculuğun doruk noktasında hissediyorum. At ile ilgili çalışmalar yapmak için atın anatomisini bilmek çok önemlidir. Bu konuda, Hızır Tepeev Bey bana çok yardımcı oldu ve anatomiyi iyi bilmezsem atı iyi çalışamayacağımın bilgisini verdi. Gerçekten de atın anatomisine hakim değilseniz, yaptığınız resim de sağlıklı olmaz. Ayrıca, at çalışırken, perspektife de çok önem veriyoruz. Birkaç adet suluboya çalışmam olsa da düzgün bir anatomiye ihtiyacımız olduğu için atları genelde yağlı boya kullanarak resmediyorum. Ruhumuzun zorlukları ve engelleri aşarak olgunlaştığı düşüncesiyle, resimlerimde atın özgürlüğünü simgelemeyi çok seviyorum. Bu nedenle de kopya resim çalışmaya çok karşıyım. Gördüklerimi fotograflayarak, oradan çizmeye veya kendi doğa gözlemlerimi resmetmeye çalışıyorum. Atın asaletini, zarafetini ve inceliğini simgelemeye çalışıyorum. Bu nedenle, daha çok ponpon fırçalar yardımıyla olabildiğince yumuşak dokunuşlarla çalışıyorum. Çizgilerimi belirledikten sonra detaya giriyorum. Detaya girdiğim zaman duygularımı da katıyorum. Ben fantastik - realist çalıştığım için atlarda mutlaka bazı hayali duygular da kullanıyorum. Bu hem beni hem de izleyenleri çok mutlu ediyor. Bu şekilde çalışmanın, atların o zarafetine ve özgürlüğüne de katkısı olduğunu düşünüyorum. Kendimizi tanımaya ve fark etmeye başladığımız andan itibaren sanat ile ilgilenmek çok güzel bir olgudur. İçimize yapabileceğimiz en güzel yolculuk da ancak sanatla olabilir. Resim, bütün sanatların temelidir. Bu nedenle, çocuklarımızın ve gençlerimizin küçük yaştan itibaren sanata yönelmelerini, hem kendilerini hem de duygularını tanımaları açısından çok özel buluyorum. Ben günümüzde, Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Müzesi’nin yanında bulunan Sanat Sokağı’nda hem eğitimlerime hem de çalışmalarıma devam ediyorum. Arzu edenlerin de bu mekanı görmesinde yarar var diyorum. KİMDİR? Ankara’da doğan sanatçı, 1974 yılında Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Resim Bölümü’nden mezun olmuştur. Eşref Üren, Osman Oral, Serap Demirdağ, Nusret İslimiyeli, Orhan Gürel, Hızır Teppeev gibi ünlü ressamların atölyelerinde yağlı boya ve sulu boya çalışmaları yapan Nedret Munzur, İlköğretim, Lise ve Üniversite düzeylerinde eğitmenlik ve öğretmenlik görevlerini icra etmiştir. Hacettepe Üniversitesi Grafik Bölümü Profesörleri’nden Hüseyin Bilgin ve Hasip Pektaş ile grafik çalışmaları yapan Nedret Munzur, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu bünyesinde, “Resim Eğitimi” ile ilgili kitap yazma komisyonlarında görev almıştır. 2000 yılında, “Özdeki Sevgi” Şiir Kitabı’ndan sonra, 2002 yılında “Duygusal Zeka” adlı kitapta “Sevgi” konulu makalesi yayımlanan sanatçı, çalışmaları ile 25’ten fazla kişisel ve karma sergiye imzasını atmıştır. Birçok televizyon programına konuk olarak katılan ve başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere sanatla ilgili inceleme gezileri yapan Nedret Munzur’un resimleri, dünyanın birçok farklı ülkesinde, çeşitli koleksiyonlarda yer almaktadır. Almanya’da Zarifa Art menajerlik ajansıyla anlaşmalı olan sanatçı, SAKÜDER - Sanat ve Sanatkarlar Topluluğu Kültür Derneği üyesidir. Eğitimlerini ve sanat çalışmalarını, Ulucanlar Sanat Sokağı’ndaki atölyesinde sürdürmektedir.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=