2018_Ekim

14 TJK’NIN SESİ EKİM 2018 O dönemde ben bunu avantaja çevirdim. Şöyle ki; kanunda, haralar ve çiftlikler reformdan muaf deniyordu. Hara ne peki? 4 tane asgari kısrak olması gerekiyor. Bu durumu aileme anlattım ve böyle yaparsak toprağımız elimizden gitmez diyerek, hemen parayı alıp 4 kısrak edindim ve bu durum sayesinde de atçılığa adım atmış oldum. HEP SOSYAL FAALIYETLERIN IÇINDE OLDUM... Hayatımın büyük bir kısmında, atçılık dışında sosyal faaliyetlerle de ilgilendim. Futbola da bir merakım her zaman oldu. Buna paralel olarak da Adana’nın amatör takımlarından Gençlerbirliğispor’dan başlayarak, 3. Lig’de Polisgücüspor Başkanlığı yaptım. Daha sonra da Adana Demirspor’da yöneticilik yaptım. Yine Adana’da Atlıspor Kulübü’nü kurduk. Oranın da Başkanlığı’nı yaptım. Adana Atlıspor Kulübü, Türkiye’nin en güzel Kulüplerinden bir tanesidir. 150 dekarlık arazide, yüzme havuzu, iki kapalı maneji olan, her türlü sporu yapmaya müsait sahaları olan bir yerdir. Nusret Balkaroğlu Bey ile birlikte aynı dönemde yöneticilik yaptık. Sağ olsun şimdiki Türkiye Jokey Kulübü Yönetim Kurulu Başkanımız Serdal Adalı da, babası Hasan Adalı adına Atlıspor Kulübü’ne kapalı manej yaptırdı. Yine Ercan Ekenler ve Muhteşem Ekenler de babaları Kasım Ekenler adına ikinci kapalı maneji yaptırdı. Dostların sayesinde çok güzel bir tesis oldu. ADANA ÇIFTÇILER BIRLIĞI... Kendi mesleğim olan tarımla ilgili olarak da, 1930 yılında kurulmuş olan, Türkiye’nin ilk tarımsal sivil toplum kuruluşu Adana Çiftçiler Birliği’nin 35 yıl yöneticiliğini yaptım. Bu dönemin içinde de 9 yıl Başkanlığı’nı yaptım. Çiftçi Birliği, tarımda siyasetin bulaşmadığı, sorunlara çare arayan ve çözümler üreten çok güçlü bir kuruluştur. Bu her zaman iftihar ettiğim bir başkanlık oldu, çünkü benim mesleğimdi. Başkanlık demişken, Türkiye Jokey Kulübü’nün de Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptım. Türk atçılığına hizmet etmek benim için gerçek bir onurdu. Hakikaten çok gururlandığım ve çok zevk aldığım bir faaliyetti. Çünkü, biz bir aile idik... Gerçekten aileyiz... Çünkü bizi ancak biz anlarız. At sahiplerinden antrenörlere, yarışseverlerden jokeylere, seyislerden veterinerlere, Asli Üyeler’den Misafir Üyeler’e ve yarış yazarlarımıza kadar hepimiz bir aileyiz. Her biri olmazsa olmazlar. Yani, 2009 - 2011 yılları arasındaki Başkanlığım benim için çok keyif aldığım bir dönemdi. Yüksek Komiserler Kurulu Üyeliği’me de halen devam etmekteyim. Bugüne kadar 5 farklı Bakanımızla çalışma fırsatı buldum. Şu anda da Sayın Bakanımız Bekir Pakdemirli idaresinde görevimi sürdürmekteyim. ÇUKUROVA INSANI ATLARI SEVIYOR... Çukurova, yani Mersin’den Ceyhan’ı kapsayacak bir alanda çok büyük eküriler oldu. Mesela; Karabucak, Ekenler, Eliyeşil, Tokdemir, Milli, Adalı, Balkaroğlu gibi ayrı ayrı çok büyük eküriler... Son Gazi Koşusunu’da Adana’dan Fedai Kahraman Ekürisi kazandı. Bu bölgenin insanı Türk atçılığında hep oldu ve olacak. Nedeni ise; sevdiler... İnsanlar bu işi yaparken keyif alıyorlar. Mesela, Adana Hipodromu erken yapılan hipodromlardandır. Buranın pist ve yerleşim kısmını rahmetli babam Mimar Mühendis Ali Homurlu, rahmetli Şadi Eliyeşil’in ricasıyla bilabedel olarak yaptı. Bu bölgenin belli başlı aileleri hep atçılığa sahip çıktı. Bu işin bir yanı da nihayetinde tarımdır. Hep çiftçilikle ilgilenen aileler olduğu için, toprağının bir kısmını at yetiştirmek için ayırabiliyorlar. Bu açıdan da Adanalılar bu durumu avantaj olarak kullandı. TOPRAKLARIMIZ ATÇILIĞA TAM OLARAK UYGUN DEĞIL... Maalesef at yetiştirmek için yeteri kadar uygun toprak yapısına sahip değiliz, daha doğrusu o kadar şanslı değiliz. Mesela İrlanda’da bir terim vardır; yukardan yağmur fışkırır, aşağıdan da çayır fışkırır. Bizim sulamaya muhtaç meralarımız var. İngiltere’de at başı çayır miktarı 35 dekardır, bizde ise 3.5 dekar. Bu bakımdan da biraz şanssızız. Tabii, gerekli sulama sistemleriyle bu işi çok muntazam yapan haralarımız da var. Zaten öyle olması da gerekiyor. 2009 / VEHBİ KOÇ KOŞUSU KUPA TÖRENİ...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=