2017_Subat

42 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2017 SİLİVRİ AŞIM İSTASYONU Özkan Teberoğlu’nu tanıyalım? 1975 yılında Ankara’da doğdum. 1999 senesinde Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldum. 2000 yılında Ankara Hipodromu’nda veteriner hekim olarak göreve başladım. Türkiye Jokey Kulübü bünyesinde bir kaç geçici görevin ardından 2001 senesinde İstanbul Silivri Aşım İstasyonu’nda yetiştiriciliğe hizmet vermek için görevlendirildim. Son 3 yıldır da sorumlu yönetici olarak görevime devam etmekteyim. Kaç personel ile hizmet veriyorsunuz? Biraz da hara özelliklerinden bahseder misiniz? Aşım istasyonumuzda görevli 2 veteriner hekim, 2 veteriner sağlık teknisyeni olmak üzere 4 sağlık personelimiz var. Hara kayıt memurumuz, 12 tane seyisimiz ile birlikte toplam 17 kişi olarak hizmet veriyoruz. Haramız 161 dönüm üzerine kurulu, 3 bloktan oluşan 75 box kısrak tavlası, 5 locadan oluşan aygır ahırı, bir de aşım salonumuz mevcut. Bunun dışında, veteriner hekim lojmanımız, seyislerin konaklayabileceği bir adet binamız var. Toplamda da 16 adet padoğumuz var. Aşım sezonu başlamak üzere ne gibi hazırlıklarınız oldu? Aşım sezonundan öncesi, ahırların dezenfektasyonu, padokların yabani otlardan arındırılması ve bakımları yaptığımız hazırlıklar oldu. Bunların dışında sezon boyunca kullanılacak tıbbi malzeme ve ilaçların tedariği söz konusu oluyor. Mevsimlik çalışanların iş kabulünün yapılması ve onlarla sezon içinde yapılacak işlerin plan ve programlamasının yapılması. Burası aşım istasyonu olarak görev yaptığı için, haramızda sadece sezonda yoğunluk oluyor. Fakat, bölgemizde bulunan kayıtlı 185 adet çiftliğe de gezici veterinerlik hizmeti verdiğimizden dolayı, bizim yoğunluğumuz 12 ay boyunca devam ediyor. Kısraklarını gönderecek yetiştiricilerimizden, öncesinde ne gibi hazırlıklar yapmalarını bekliyorsunuz? Bu konuda en çok karşılaştığınız problemler nelerdir? Öncelikle boş kısraklar aşıma hazır olarak değerlendiriliyor. Gebe anneleri ancak doğumdan sonra değerlendirmeye alabiliyoruz. Kısraklar mevsimsel poliöstrik canlılar oldukları için, günlerin uzayıp gün ışığının artmasıyla beraber buna hormonel olarak cevap veriyorlar ve siklik aktivite gösteriyorlar. Bu aktiviteyi gösteren anneler ancak erken çekime girebiliyorlar. Yetiştiricimizin de istediği mümkün olduğunca erken aşım yapıp bir sonraki senenin başında tay sahibi olmak. Bunun olabilmesi için, öncelikle kısrakların yapılarının, yetiştiriciler tarafından anlaşılması ve bilinmesi lazım. Buna göre, sezon öncesi suni ışık uygulamaları yapılması gerekiyor. Bunu kendi çiftliklerinde gerçekleştirebilirler. Hem veteriner hekimlere aşımlarda kolaylık sağlar, hem de yetiştiricilere zamandan tasarruf sağlar. Suni ışık uygulaması kısa sureli yapılmamalı. Anneler buna ancak 60 gün sonra cevap verebiliyor. Dolayısıyla, sezonu da hesaba katarsanız, boş bir kısrağın aşımın başlangıç tarihi olan 15 Şubat gününde hazır olabilmesi için, bu uygulamaya Kasım ayından itibaren başlanması gerekmektedir. Burada amaç sadece erken aşım değil, aynı zamanda kısrağı tutturmak da çok önemli. Bir annenin talep olması, gebe kalacağı anlamı taşımıyor ve bizler de talep olmadan annede bir sorun olup olmadığını tam olarak tespit edemeyebiliyoruz. Kısrağın gebe kalması için, öncelikle her hangi bir sorununun olup olmadığının öğrenilmesi lazım. Bu noktada, yukarıda da belirttiğim gibi ışık uygulamalarının erken dönemde başlanıp, anneyi talep hale getirmek ve eğer bir problem varsa müdahale edilerek yine erken dönemde sorunlarını çözmek, bizlere gebelik şansını yükselttirecektir. Burası sadece aşım istasyonu olduğundan dolayı biz boş kısrakları buraya aşım sezonunun başlamasıyla alıyoruz, eğer çiftlikte bu tür hazırlıklar yapılmadıysa bu durum sürenin uzamasına yol açıyor. Bunun yanında beslenme de çok önemli bir faktör. Biz annelerin kondisyonlarını geldikleri zaman değerlendiriyoruz. Bir kısrağın haraya zayıf girmesi, bizlerin de tekrar bu anneye kondisyon kazandırmaya çalışmamız bir zaman kaybı oluyor. Demek istediğim, zayıf kondisyona sahip annelerin gelmesi de, döl verimini olumsuz yönde etkiliyor. Dolayısıyla, bu tür problemler aşım süresinin uzamasına neden oluyor. Özellikle yukarıda belirttiğim iki konu üzerine yetiştiricilerimizin hassasiyet göstermelerini rica ediyorum. Üçüncü konu olarak gebe annelerden bahsedebiliriz. Bu kısraklar için de kondisyonun belli bir düzeyde olması önemli, fakat daha önemli bir konu varsa o da şudur, plasental yapı gereği maternal antikorlar (vücudun savunmasında görevlidir) kısraktan taya geçmiyor. Ancak tay bu antikorları kolostromdan (doğumdan sonra 4 - 5 gün anne tarafından verilen ilk süt) alabiliyor. Bu kolostromun kaliteli olması, tayın doğduktan sonraki hayatında hastalıklara karşı dirençli olmasındaki en önemli etken. Bu maternal antikorların annede oluşabilmesi için bulunduğu çevrede, yani tayını doğuracağı bölgede belli bir süre geçirmesi gerekiyor ki etrafta bulunan patojenlere (mikrop) karşı vücudunda oluşturduğu antikorları, yavrusuna kolostrom yoluyla geçirebilsin. Tayın 5 - 6 aylık süre içinde, yani bağışıklık sistemi gelişene kadarki süreçte hastalıklara karşı koruyan en önemli faktördür. Dolayısıyla yakın bir çevreden olmasa da, uzak bir coğrafyadan çiftliğe geliyorsa, gebe annelerin haralara kabulü için doğumdan önce 2 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Son olarak da şunu söylemek isterim. Yetiştiricilerimiz tarafından söylenen “Benim kısrağım talep” konusu tam olarak bilinmiyor. Kısrağın istekli olması ve bazı belirtiler göstermesi, gebelik için hazır olduğu anlamına gelmemektedir. Bazı yetiştiricilerimizden şu tür tepkiler alabiliyoruz, “Ben atımı talep gönderdim, hala çekilemedi mi?” şunu çok iyi anlamaları gerekiyor, bizler ultrasonla yaptığımız tetkikler sonucunda kısrağın gebeliğe hazır olup olmadığına karar verebiliyoruz ve bunun sonucunda aşım yapabiliyoruz. Dolayısıyla, yetiştiricilerimizin gözlemlediği durum, “kızgınlık” yani hormonal yapının göstermeye başladığı ama tam anlamıyla dominant folikülün gelişmediği bir dönem. Bu dönemde anneler taleptir ama çekime hazır değildir. Aşıma hazır olabilmesi için annenin dominant foliküler yapısını oluşturması lazım. Yılın belli dönemlerinde bu konularda at sahipleri ve yetiştiricilere yönelik seminerlerin yapılmasının, bilinçlendirme açısından faydalı olacağı kanaatindeyim. ÖZKAN TEBEROĞLU

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=