2017_Subat
39 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2017 Aşım sezonunda en çok karşılaştığınız problemler neler oluyor? Haramızda, gebe, boş, taylı kısraklar ve taylar bulunduğu için, karşılaştığımız hastalıklar da bunlara hitap etmektedir. 6 haftalık ve 6 aylık dönemlerde özellikle küçük taylarda gördüğümüz rodokok rahatsızlığı, hastalıkların büyük bir çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bunlarla ilgili düzenli olarak ısı ve ultrasonla akciğer takipleri yapıyoruz. Amaç, erken safhada hastalığı yakalayıp çok fazla zayiat vermeden problem olmaktan çıkartıyoruz. Bu şekilde özellikle yoğun sürülerin olduğu ortamda bana göre başarı sayılabilecek bir iş yapıyoruz. Çünkü bu rodokok dediğimiz rahatsızlık, dünyanın her yerinde görülebilecek bir hastalıktır ve bunun izole edilebilmesi çok çok zordur, toprakta yıllarca kalabilir. Biz de tabi çok fazla ortopedik problemler gözükmüyor, bu tür rahatsızlıklar daha çok sahadaki atlarda görülebiliyor. Burada az da olsa görülen hastalıklar, büyümeye bağlı gelişimsel bozukluklar, OCD veya epifiz dediğimiz rahatsızlıklar öncelikli yeri tutmakta. Epifiz konusunda veterinerlerimiz yeterli bilgi ve beceriye sahipler, erken safhada bunları yakalayıp gerekli önlemleri almaktadır. Devamlı olarak hipodromda bulunan veteriner arkadaşlarımızla da gerekli konsültasyonlar yapılarak taylarımızın ortopedik problemlerinin çözümünde yardımlar almaktayız. Özellikle OCD (eklemlerde oluşan gelişimsel rahatsızlıklar) konusunda haramızda operasyon yapılamadığı için İstanbul At Hastanesi’yle bu konuda temas halindeyiz. Operasyon yapılmasını gerekli gördüğümüz tayları oraya yönlendirerek gerekli tedavilerin uygulanmasını sağlıyoruz. Kısraklarımızda yaşadığımız en büyük sorun gebe kalmamaları. Bizden istenen hepsinin hamile kalıp, en sağlıklı şekilde doğumlarını yapmaları ve bir sonraki sene tekrar gebe kalmaları. Atlarda ilginç bir durum vardır, doğumdan dokuz gün sonra kan talebi dediğimiz dönemle tekrar hamile kalabilmektedirler. O nedenle bütün şartlar uygun olursa kan talebi dediğimiz dönemde kısraklar aşım için hazır hale gelebilirler. Kan talebi dünyada halen tartışılan bir konudur. Bu dönemi atlatıp bir sonraki siklusta çekmeyi de tercih edebiliyorlar. Kan talebine aşım isteyen at sahiplerimiz olduğunda, bu konuda sıkıntılar yaşıyoruz. Doğumdan sonra, bazen kısrak rahmini çok çabuk temizleyemiyor. O zaman aşım yapılmasının hiçbir anlamı kalmıyor. Rahime gidecek olan bütün spermler, eğer rahim temiz değil ise canlılığını yitirecek ve gebelikle sonuçlanmayacak bir aşım olacaktır. Bazı at sahiplerinin bu konudaki ısrarı bizi ciddi anlamda zorlamaktadır. Ben şuna inanmalarını isterim, atlar doğum yaptıktan sonra, yedinci günden itibaren ultrasonla bütün kontrolleri yapılmaktadır. Rahmi temiz olmayanların gerekli temizlikleri yapılmaktadır, serumlar, antibiyotikler, gerekiyorsa hormonel uygulamaları yapılarak, rahim aşıma hazır hale getirilmeye çalışılır. Ama bu her zaman kan talebinde olamayabiliyor, o nedenle biz birinci siklusu es geçip ikinci siklusa kısrağın hazırlanmasını bekleriz. Eğer her şey hazır olursa o zaman aşımı gerçekleştirebilirsiniz ki, gebeliği de ancak bu şeklilde elde edebilirsiniz. Bunun dışında müzmin boş kalmış kısraklarla karşılaşıyoruz. Bunların neden boş kaldığını saptamak için rahimden parçalar alıp, üniversiteyle, İstanbul At Hastanesi’yle ve Etlik’le sonucu bulmaya çalışıyoruz, ama maalesef bu her zaman başarılı olamıyor. Bazen yapısal bir bozuklukla da karşılaşabiliyoruz ki, bu durum kısrağı gebelikten çıkartmanıza kadar gidebiliyor. Tabi bunlar istenmeyen durumlar ama kabul etmek zorunda kalıyoruz. Biz canlıyla uğraştığımız için, bayram da olsa bütün ekip çalışabiliyoruz, her türlü duruma, her zaman hazırlıklı olmak zorundayız. Bir diğer problem de, güç doğumlar. Bu konuda yapılacak manüpilasyonlar olsun, mecburiyet karşısında uyguladığımız sezeryanlar konusunda olsun, Türkiye’nin en yüksek başarı oranına sahip ekibiyiz. Şu anda bütün veteriner hekimlerimiz güç doğuma müdahale ve sezeryanla doğum konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahiplerdir. Bir diğer konu da, taylarda oluşabilecek ortopedik problemler. Bunlar nedir? Dışa dönük, içe dönük, tırnakta diklik veya yatıklık. Bunlara da doğduğu günden itibaren hem veteriner hekim arkadaşlarımızın yaptıkları muayeneler, hem de nalbantlarla ortak çalışarak bir tedavi protokolü belirliyoruz. Yeni doğan taylarda biraz daha şanslıyız çünkü yaptığınız manüpilasyonlara çok çabuk cevap veriyorlar. Bu konuyla ilgili iki sene önce Fransız bir nalbant danışmanımız vardı. Bu danışmanla çalışarak nalbantlarımızı üst düzey hale getirdik. Tüm yetiştiricilerimize bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Yeni doğan taylara, bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediğinden dolayı, günlük ısı takibi yapmalarını öneriyorum. Bu sayede bir çok hastalığı erken safhada bertaraf etme şansımız olabiliyor. Aşım sezonu sonrası Karacabey’de neler yapılıyor? Bizim sezonumuz 15 Şubat’ta başlayıp, 30 Haziran’da bitiyor. Bu tarihten sonra misafir kısraklarımız kendi çiftliklerine dönüyorlar. Biz de daimi kısraklarımızla yeni bir yapılanmaya giriyoruz. Öncelikle, gebe ve boş olarak ikiye ayırıyoruz ve boş kısrakları yaz padoklarımıza salıyoruz. Gebe kısrakları da, yanında tay olup olmamasına göre ve son aşım tarihine göre bir sıralamaya sokuyoruz ki, aynı dönemde doğum yapacak kısraklar bir araya gelsin. Beşinci aydan itibaren de, anne ve tayı ayırma işlemlerimiz başlıyor, artık taylarımız hayatla tek başına yaşayabilecek duruma gelmiş oluyorlar. Tayların eğitimlerini yapıyoruz, padoğa salınma, alınma, yem rasyonlarını düzenleme gibi… Bizim için özellikle yeni ayrılan taylarda yem rasyonu çok kritik bir aşamadır, çünkü fazla verilecek bir yem, ayaklarda veya mide de / bağırsaklarda problemlere yol açabiliyor. Eylül - Ekim gibi sahaya tay çıkışlarımız başlıyor. Burada 12 ay boyunca çalışmalar durmuyor.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=