2017_Kasim

72 TJK’NIN SESİ KASIM 2017 A mcası I. Mustafa’nın tahttan indirilmesinden sonra onun yerine geçen Genç Osman padişah olduğunda henüz on dört yaşındaydı. Osmanlı İmparatorluğu en parlak dönemini yaşıyor üç kıtada egemenlik sürüyordu. Hocalarından iyi bir eğitim alan, Arapça, Farsça, İtalyanca, Latince ve Yunanca öğrenen bu parlak zekalı çocuk, dedelerinin gölgesinde kalmak istemeyecek kadar hırslı ve heyecanlıydı. Adını en yukarılara, yıldızların arasına yazdırmak istiyordu. Osmanlı imparatorluğu’nun genişlemesi ve yükselişi devam ederken doğabilecek sorunları görecek kadar da ileri görüşlüydü. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının, ordunun yenilenmesinin, “milli ve yerli” olmasının, başkentin Anadolu’ya taşınmasının, Harem’in kaldırılıp padişahların halkın içinden evlilikler yapmasının gerektiğini düşünüyordu. Ordunun yenilenmesi ve çağın gereklerine uygun hale getirilmesi Genç Osman’dan iki yüz yıl sonra II. Mahmut döneminde, laiklik olarak bildiğimiz bu yönetim şeklinin Cumhuriyet döneminde yani ondan ancak dört yüz yıl sonra gerçekleşmiş olması, bu çocuk padişahı büyük komutanlar arasında saymak için yeter de, artar bile. O aslında bir “erken” II. Mahmut ve “erken” Mustafa Kemal’di. Kaç fani dört yüz yıl sonrasını görebilmiştir ki? Devlet yönetiminde reformlar yapmanın bazı durumlarda kaçınılmaz olduğunu bilecek kadar eğitim almıştı. Ama bunu ne zaman ve nasıl yapmak gerektiğini bilmek onun çocuk yaştaki tecrübesizliğinin üstesinden gelemeyeceği bir durumdu. Büyük savaş dahisi Clausewitz (1780 – 1831)’in dediği gibi, “bilgi ile irade, bilmek ile yapmak arasında katedilmesi gereken zorlu bir mesafe vardır. Bilmek objektif, yapabilmek subjektif bir olgudur.” Bir şeyi biliyor olmanız onu yapabileceğiniz anlamına gelmez. Teori ile pratik arasında karmaşık bir ilişki ve sayısız değişken vardır. Ama bu naif çocuk ondört yaşında bunları bilmek zorunda değildi ki. O, daha, her şeye tutkuyla bağlanacak en heyecanlı yaşlarındaydı. Savaş oyunları oynuyor, ok kullanıyor, sık sık talim yapıyor, uzun uzadıya ata biniyordu. Atı “Sisli Kır” ile arasında, her at ve sahibi için kaçınılmaz olduğu gibi, tutkulu bir dostluk oluşmuştu. Maharetli bir binici, fizik olarak sevimli bir erkek güzeliydi. Bindiği atların eyerlerini tasarlayacak kadar meraklıydı. Her naif insan gibi şiirler yazıyor, kullandığı Farisi (Süvari) mahlası atlara olan merakını belli ediyordu. Çok sevdiği gösterişli atına üzerinde leke gibi duran alaca beneklerden dolayı “sisli” ve yelesindeki beyazlar ve az miktarda “kır” (gri) renginden dolayı, “Sisli Kır” (benekli kır at) adını vermişti. Bu arada, Lehistan’da ortaya çıkan sorunları gidermek amacıyla Hotin Kalesi’ni zaptetmek üzere savaş hazırlıklarına başlandı. Bu sefer baştan sona sorunlar yumağı idi. Saray avanesinin yoğun itirazlarına, İngiltere Kralı’nın ricasına, Leh Elçisi’nin yalvarmalarına rağmen Genç Osman savaş kararından vazgeçmedi. Hotin seferine gitmek üzere Tımarlı Sipahilerin ve Yeniçerilerin toplanması için ferman çıkarılsa da asker toplama işi sorunlu hale geldi. Genç Osman orduyu bizzat teftiş edeceğini söylüyor, bu da saflarda güvensizlik yaratıyordu. Savaş meydanına gelmeyenler, gelmiş gibi görünüp “arazi” oluyorlardı. Padişahla ordu arasındaki güven krizi daha büyük sorunlara gebeydi. Bir de üstüne üstlük toplanma sırasında güneş tutulunca, bu seferin uğursuzluk getireceği ve vazgeçilmesi gerektiği askerler arasında konuşulmaya başlanınca sinirler iyice gerildi. Bu sorunlara rağmen Lehistan’a doğru yola çıkıldı. Ordu Balkanları geçerken bataklık alanlarda büyük sıkıntılar çekti. Çok sayıda hayvan telef olduğu gibi padişahın otağını çeken develer bile yer yer işe yaramadığından, daha önce Safevi hükümdarı tarafından hediye olarak gönderilen filler kullanıldı. Bataklık alanlarda topların hareket edememesi yüzünden orduda büyük izdiham yaşandı. Osmanlı ordusu, Leh ve onlara yardıma gelen Avusturya kuvvetlerine karşı üstünlük elde etmişken, disiplinsizlik ve askerlerin yağmaya dalması yüzünden kesin zafere ulaşılamadı. Lehler, Osmanlı ordusunu geri püskürttüler. Bundan sonra barış anlaşması yapılana kadar geçen süre içinde yoğun savaşlar cereyan BÜYÜK KOMUTANLAR GENC OSMAN VE SISLI KIR GENÇ OSMAN [1604 - 1622] SİSLİ KIR HAZIRLAYAN: VEDAT KEMER

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=