2017_Kasim

64 TJK’NIN SESİ KASIM 2017 GENETİK HASTALIKLAR Tüm canlıların yaşamı, genetik şifrelerle düzenlenmiştir. Her canlı bu programa göre yaşamını sürdürür. Son yıllarda önemi gittikçe artan genetik bilimi, katı kurallara bağlı kalmamakta ve anlaşılması zor, sürprizlerle dolu bir alandır. Atlarda, kuşaktan kuşağa geçen ve doğumdan itibaren ortaya çıkan sorunlar veya hastalıklar çok çeşitlidir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: Bağışıklık sistemine ilişkin doğumsal problemler, gözlerde ve kulaklarda görülen doğumsal kusurlar, doğumsal kalp sorunları, mide – bağırsak kanalındaki doğumsal sorunlar, kas – iskelet sistemindeki doğumsal rahatsızlıklar, solunum sistemine ait anormallikler, cinsiyet tayininde (belirlenmesindeki) doğumsal sorunlar, deri dokusundaki doğumsal sorunlar ve urogenital kanal hastalıkları gibi doğuştan gelen rahatsızlıklar. Genetik aktarımlar ne kadar karmaşık olursa olsun, laboratuvar çalışmaları ve klinik bulguların birbirini desteklemesi ile kalıtsal sorunların büyük bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Genetik anormallikler iki büyük başlık altında toplanabilir. Bunlardan birincisi kromozom anormallikleri ve diğeri de kalıtsal hastalıklardır. Kromozom anormallikleri konusunun içine kromozomlardaki şekil bozuklukları, sapmalar, mutasyonlar, kromozom kayıpları ve düzensiz kromozom yapıları dahil edilebilir. Kromozom sayıları farklı ve yapısal bozukluklar da olabilir. Genetik yapı dolayısıyla kromozomlardaki anormallikler, mayoz veya mitoz hücre bölünmesi sırasındaki birtakım aksaklıklardan dolayı meydana gelir. Kromozom anormalliklerinin pek çok çeşidi vardır. Bunlar başlıca iki grup altında toplanır: Sayısal ve yapısal anormallikler. Cinsel organların gelişiminde de bazı aksaklıklar olabilir. Bunlardan da kromozomlardaki ve DNA’daki mutasyonlar sorumludur. Kromozom sayılarındaki veya yapısındaki varyasyonlar da gelişim bozukluklarına yol açabilmektedir. KALITSAL HASTALIKLAR: Bu gruptaki hastalıklar, anne – babadan taya geçen rahatsızlıklardır. Bazı kalıtsal hastalıklar at ırklarına özgüdür ve sadece belirli kan hatlarında görülür. Kuşaktan kuşağa geçen ve bazıları tayların ölümüne neden olan bu kalıtsal hastalıkların çoğunun sağıtımı olanaksızdır. En çok kalıtsal hastalık görülen at ırkları Amerikan quarter horse, Arap atı, Amerikan saddlebred, appaloosa, Amerikan paint horse, minyatür at ırkları ve Belçika atlarıdır. İngiliz atlarında da bazı kalıtsal hastalıklar saptanmıştır. Ülkemiz açısından önemli olduğu için Arap atlarını ele alırsak, bu ırkta altı adet genetik hastalık bilinmektedir. Bunlardan iki tanesinin çaresi yoktur, kaçınılmaz şekilde ölümcüldür. Diğer ikisi ölümcül olmamakla birlikte, görüldüğü taylarda ne yazık ki ötenazi önerilmektedir. Diğerlerinin ise sağıtım şansı vardır. Söz konusu kalıtsal hastalıklar cinsiyete bağlı değildir. Hem erkek hem de dişi taylarda görülebilir. Aygır ve kısraktan geçen kusurlu genler sonucu taylar hasta olarak doğmaktadır. Bu konudaki araştırmalar devam etmektedir ve kalıtsal hastalıkların oluşum mekanizması tam olarak açığa kavuşmamıştır. Bununla birlikte rahatsızlığın aygır veya kısraktan ya da her ikisinden birden kalıtım yoluyla taya geçtiği kesin olarak bilinmektedir. Arap atlarında görülen belli başlı kalıtsal hastalıklar Vitiligo, Leukoderma veya Fading Sendrom denilen rahatsızlıklardır. Pinky Sendrom olarak da bilinir. Tüm dünyada Arap atları için ölümcül bir rahatsızlıktır. Bu hastalıkla doğan taylarda sinirsel nöbetler görülür. Baş, boyun ve omurilik boyunca aşırı genişleme, uzama, kaslarda katılaşma, ayaklarda anormal hareketler, göz yuvalarında istemsiz hareket, tayların kıllarında açık eflatunumsu renk göze çarpar. İkinci olarak bağışıklık yetersizliği sendromu, önemli bir kalıtsal hastalıktır. İnsanlardakine benzer şekilde bağışıklık sistemi gelişmemiş olarak doğan taylar, her türlü hastalığa açıktır. Bu nedenle beş aylıktan önce fırsatçı enfeksiyonlar yüzünden yaşamlarını yitirirler. Sağlıklı görünen fakat bu hastalık genini taşıyan atları saptamak için yapılan bir DNA testi vardır. Bu şekilde taşıyıcı aygır ve kısraklar ortaya çıkarılır. Bunların, hastalıklı genlerini taylarına aktarmalarına engel olunabilir. Taşıyıcı gene sahip atların damızlıkta kullanılmaması bu hastalığın görülme oranını azaltabilir. Cerebellar Abiotrophy denilen kalıtsal hastalığı taşıyan taylar herhangi bir belirti göstermeksizin diğer taylar gibi doğumda sağlıklı görünürler. Fakat genellikle altı haftalık oldukları zaman ciddi koordinasyon bozuklukları, baş titremeleri, dengesizlik ve sallantılı yürüyüş görülür. Padok çitlerine vururlar veya sırtüstü düşerler. Genellikle bu hastalığa yakalanan taylar için ötenazi önerilir. Çünkü sinirsel belirtiler gösterdikleri ve dengesiz oldukları için çevreleri için tehlikeli sayılırlar. Söz konusu sinirsel belirtiler, beyincikteki purkinje hücrelerinin ölümü nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Kesin tanı otopside beyin ve beyinciğin incelenmesi ile konulur. Lavender Foal Syndrome (LFS), adını açık ve seyrek kıl renginden alır. Bu genetik hastalıkla doğan tayların bazen tüm beden kılları seyrek ve açık renklidir. Doğumdan itibaren ayakta duramazlar, sinirsel nöbetler geçirirler. Doğum sonrası birkaç gün içinde ötenazi önerilir. Bu hastalığı saptamak için genetik bir test yoktur. Occipital Atlanto – Axial Malformation, genel olarak boyun omurlarını ve kafatasının arka ucunu etkiler. Ön ve arka ayaklarda felçler şeklinde kendini gösterir. Bazı taylar annelerinden süt bile ememezler. Tayların kimisinde ise belirtiler birkaç haftalık iken ortaya çıkar. Boyun omurlarında gelişen bu hastalık, bir aylıktan küçük taylarda belirgin şekilde görülür. Röntgen çekilerek tanı konulabilir. Özel bir genetik testi yoktur. VET. HEKİM REHA GÜLTEPE AT SAĞLIĞI Lethal white overo [LWO] sendromu görülen bu tay beyaz renkte doğar. Sindirim sisteminde özellikle bağırsaklarda anormallikler vardır. Annesinin sütünü emse bile sindiremez. Doğumu izleyen 2 - 3 gün içinde ölür ve ötenazi uygulanır.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=