2017_Kasim

21 TJK’NIN SESİ KASIM 2017 de olsa “Evet” dedim. Bu kararım müthiş güzelliklere vesile oldu. Bir süre sonra baktım ki binicilik ve at yarışlarını aynı anda yürütemiyorum ve ben de seçimimi her zaman hayalim olan yarış atlarından yana kullandım. 2007 yılı itibariyle biniciliği bıraktım ama “Şimdilik.” Aslında yarış sahalarında at binmeye devam ediyorum çünkü bunu yapmadan yaşayamam gibi geliyor. Bir gün yarış atlarına gücüm yetmezse belki o zaman biniciliğe de tekrar dönebilirim. Yarışçılık ve binicilik, iki dünyanın merkezindesiniz, bize biraz benzerlikler ve farklılıklardan bahseder misiniz? Binicilik ya da yarışçılığa baktığınızda ortak noktamızın at olduğunu görebiliyorsunuz. Dolayısıyla, çok büyük benzerlikler taşıdığını da söyleyebilirim. Eğitim olarak ele aldığımızda, nasıl insanlar ilkokul, ortaokul ve liseyi okuyorlar ve yavaş yavaş liseden itibaren bir branşlaşmaya yöneliyorlar. Üniversitede ise tamamen herkes kendi yoluna gidiyor. Binicilik ve yarışçılığı da aynen öyle görüyorum. Belli bir süre atlar da beraberce aynı yolda yürürler ve daha sonra onlar da branşlaşmaya başlarlar. Kimisini dresaj, engel atlamaya yönlendirirsiniz, kimisini de yarış idmanına yönlendirir süratlenmesini sağlarsınız. Ama temel eğitim kısmı birbirine çok benzerlik gösterir. Farklılıklarına baktığımızda, binicilikte bir atın pişme süresi çok daha uzun yıllar sürüyor. Bir konkur atının ustalık yaşı 9 – 12 arasıdır. 7 yaşlarındaki bir at o platformda genç olarak nitelendirilir. 16 yaşında dünya şampiyonu olan atlar da var. Onlarda öncelik tecrübe olduğundan, eğitim süreleri de çok daha uzun yıllar alıyor. Sakatlıklar daha az sayıda oluşuyor. Yarışçılıkta ise zaman adeta su gibi akıp gidiyor. Bir anda safkanınız yarışa hazır olabiliyor, şampiyonluk mücadeleleri vermeye başlayabiliyor. Dolyısıyla yarışçılık adrenalin sevenler için kesinlikle daha heyecanlı bir ortam. Sektöre kadınların ilgisi çok az, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Sanırım kadınlar biraz çekiniyor ve ilgileri çok az. Bu ilgiyi arttırmak amacıyla da çok güzel projeler hayata geçiriliyor. Başta Yasin Kadri Ekinci kadınlara desteğini hep gösteriyor. Dışarıdan bakıldığında erkek egemen bir iş gibi görünüyor. Ama hiç birşey göründüğü gibi değil, işin aslına bakarsanız, ben de ilk geldiğim günlerde böyle çekinceler yaşadım. Zaman geçtikçe erkek ve kadın farkı ortadan kalkıyor. Bu daha çok kadının azmiyle ve duruşuyla alakalıdır. Kendisini kabul ettirmesi gerekmektedir. Kadının bir tek dezavantajı işimize harcadığımız zaman. DUYGU FATURA, AVRAM BAROKAS KUPASI’NI EMİR ALKAŞ’TAN ALIRKEN...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=