2017_Eylul
10 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2017 Sahalarımızda erkek egemenliğinin hakim olması sebebiyle kadınların isimlerini çok az duyarız. At sevgisinden, merakından ya da başka sebeplerden belli bir noktaya gelip bir üst kademeye çıkmak istediğinde zorluk yaşayan, mesleğe başladığı zamanki umutlarını kaybedip, atçılıktan uzaklaşan kadınlarımızı gördük. Camiada kadın çalışanların sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar uzun zamandır yapılıyordu, fakat bir istikrar tutturulamıyordu. Son zamanlarda, Türkiye Jokey Kulübü, Elazığ Hipodromu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve İş Kur’un da katkılarıyla gerçekleştirilen “Kırsalda Kadın Seyisler Yetişiyor” projesi ile ülkemizde ilk defa lisanslı kadın seyisler yetiştirilmeye başlandı. Amaç, lisanslı kadın seyislerin sayısını arttırmak. Bunun dışında yine yarış sahalarımızda atçılık ve at antrenörlüğü mezunu kadın antrenörlerimiz de bulunuyor. Bir kadın olarak benim amacım yarış sahalarındaki kadınlarımıza destek olmak ve onların meslek içinde tanınmasını sağlamak. Bu ayki ilk konuğum, güler yüzü, uzun sarı saçları ve modern giyimiyle bilinen antrenör Beyda Tanrıkulu... Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? 1995 Diyarbakır Bismil doğumluyum. 3 çocuklu bir ailede ortanca çocuk olarak büyüdüm. Bir ağabeyim bir de kız kardeşim var. Çok atik her şeye merakı olan bir çocuktum. Yeni şeyler keşfetmek beni inanılmaz heyecanlandırırdı. Küçüklüğümden gelen bir hayvan sevgisi vardı. Küçüklüğümde, evlerin bahçesinde tavuk, kaz, kedi, keçi vs. bir çok hayvan bulunurdu neredeyse tüm zamanım onlarla oynamakla geçerdi. Bu da yetmiyormuş gibi sokakta bulduğum hayvanları da eve getirirdim. Bunun için annem bana çok sitem ederdi. Kısacası hayvanlarla çok neşeli hareketli bir çocukluk dönemi geçirdim. Lisede okurken aklımda atçılıkla ilgili bir iş yapmak yoktu. Yerel Yönetim veya Uluslararası İlişkiler düşünüyordum. Lise son sınıfta atçılıkla tanıştım. 2009 yılında, Diyarbakır’da, hipodrom açılmıştı ve ben bunu 2013 yılına kadar bilmiyordum. İlk defa hipodroma gideceğim zaman nasıl bir yer olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. At yarışları yapıldığını dahi bilmiyordum. Hipodromlarla tanıştıktan sonra, Lise’den mezun olduğum ilk sene, Elazığ Fırat Üniversitesi, Atçılık ve Antrenörlüğü Bölümü’nü yazdım ve kazandım. 2017 yılında da mezun oldum. Yaklaşık 8 aydır da resmi olarak çeşitli hipodromlarda görev alıyorum. Seni bu mesleğe kim teşvik etti? Lisede, çok yakın arkadaşım olan Mustafa Akkum vardı. Atçılık mesleği içinde olan bir insan değildi. Fakat, Diyarbakır Hipodromu’nda çok çevresi vardı, onun sayesinde hipodromu tanıdım. Bir sabah, “Hadi hipodroma kahvaltı etmeye gidelim” dedi. Ben de o an, “Hipodrom ne?” diye sormaya utanmıştım. Kafamda şöyle tasarladım, “Dizilerde izlediğim gibi at binme kulüpleri, kahvaltı yerleri falan vardır.” Fakat hipodroma gidince baktım ki ahırların arasında kalmışım, o zaman hayallerimden farklı bir yer olduğunu anladım. Daha sonra yarışları izlemeye gittik, at binmeye başladım ve tanıdıkça da bir şekilde sevmeye başladım. İçimden bir ses bana, “Sen de antrenör ol, sen de bu mesleği yap” dedi. Ama tabi bazı sorunlar da yaşamadım değil. Bir kadının sahaya gitmesi herkesin gözünde çok tuhaf karşılanıyordu. Ve kendi kendime dedim ki, “Ben Diyarbakır Hipodromu’na antrenör olmadan gelmeyeceğim.” Lisansımı aldım ama henüz gidemedim. Elazığ Hipodromu’nda devam ettim, üniversiteyi de orada okuduğum için şu an aktif olarak Elazığ’da çalışıyorum. Ailede atçılıkla ilgilenenler var mı? Atçılık ve Antrenörlüğü Bölümü’nü tercih etmeni nasıl karşıladılar? Ailemde atçılık yapan ve atçılığa dair bilgisi olan yoktu. Ben az çok açıkladım, fakat önceleri onlara da çok saçma geldi. İl dışında bu bölümü okumamı istemediler ama yine de hevesimin kırılmaması ve gönlümün olması için karşı çıkmadılar. Ben okurken, aileme hangi bölümü SAHALARIMIZA
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=