2017_Ekim

81 TJK’NIN SESİ EKİM 2017 getirdi. Zengin takımının (patriciler) hoşuna gitmese de, vergilerin hafifletilmiş olması esnaf ve zanaatkarları (plebler) yeni imparatorun yanına çekmeye yetmişti. Ve… “Vur patlasın, çal oynasın” hayatı başladı. Her türlü çılgınlık ve kutlama sıradan hale gelecekti. Roma’nın en günahkar, en müsrif, en şaşaalı, en ölçüsüz, görgüsüz dönemi başlıyordu. Hiç bir tarihi dönemde bu kadar çılgınca eğlenilmemişti. Saraya gelenler atıyla yemek masasına kurulmuş bir imparator görüyorlardı. Caligula akşam yemeklerini atı Incitatus’la yemeği alışkanlık haline getirmişti. Yemek masasında at dışında davetlilerin de bulunması alışıldık bir durumdu. 18 seyisi olduğu kayıtlara geçmiş olan bu atın çevresinde hizmetçiler koşturuyor, sahibi ise bu durumdan büyük keyif alıyordu. Atı şerefine sık sık partiler veriyor, ülkenin ileri gelenleriyle tanıştırıyordu. Hani nerdeyse memleket meseleleriyle ilgili fikrine bile başvurabilirlerdi. Her ne kadar memleket meselelerinden anlamasa da, Incitatus öyle boş bir at da değildi. En azından bu konuda sahibine fark atardı. O iyi bir yarış atıydı ve girdiği her yarışı kazanmakla meşhur olmuştu. Incitatus günün yorgunluğunu Caligula’nın yemek masasında, içkisini altından yapılmış şarap kadehinden içerek, yemini ise fildişinden yapılmış yemlikten yiyerek atıyordu. Mermerden yapılmış özel ahırı gözalıcı, mücevherlerle süslenmiş aksesuarları büyüleyici idi. 18 hizmetkarı onu özenle akşam yemeğine hazırlar, altın yaprakları karıştırılmış yulafını İmparatorla ile yerdi. Dönemin halkı siyah, beyaz ya da gri kıyafetler giyerdi çünkü kumaşları bu renklere boyamak ek bir maliyet gerektirmiyordu. Aristokratlar ise Hindistan’dan özel olarak getirilmiş rengarenk kumaş boyalarıyla renkli kıyafetler giyerdi. Yani renkli giyinmek aristokrasinin ve zenginliğin alametiydi. Bu durumda, bir aristokrat olan Incitatus’un battaniyeleri renksiz olacak değildi ya, mor renkli battaniyeleriyle her zaman çok şıktı. Incitatus hiç bir atın ulaşamayacağı bir hayatı yaşıyordu. Belki mermer bir yaldan yemektense ahşabı tercih ederdi ama pırlanta işlemeli aksesuarlarıyla bile kariyerinin zirvesine henüz ulaşmış değildi. Roma’nın tiranı, sanrılı hallerinden birinde sevgili atını evlendirmeye karar verdiğinde, onun deli olduğunu bilenler bu duruma pek şaşırmadı. Kimse onu kendi türünün dışında bir şeyle evlendirmek isteyebileceğini ilk anda tahmin edemese de, asıl şaşırtıcı olan asillerin kızlarını Tiranın atına vermek için sıraya girmiş olmalarıydı. Kızlarını İmparator’un atıyla evlendirmek için o kadar can atıyorlardı ki, birbirlerini ezmedikleri kalmıştı. Bu kargaşaya son vermek isteyen Caligula bir güzellik yarışması düzenlemeye karar verdi. Yarışmanın birincisi Incitatus’la evlenmeye hak kazanmış sayılacaktı. Tabi çocukların ne olacağı, mirasın nasıl paylaşılacağı, boşanma durumunda çocukların kimde kalacağı hep tartışma konusuydu. (Bu durumun nasıl sonuçlandığı ile ilgili bir kayıta rastlanmış değil.) Caligula’nın son deliliği Incitatus’u konsültan (senator) seçtirmek istemesiydi. Birgün onu tıpkı bir konsültan gibi giydirdi ve parlamentoya götürdü. Herkes neye uğradığını şaşırmıştı. Bu delinin her şeyi yapabileceğini biliyorlardı ama bu kadarını tahmin edememişlerdi. Duruma itiraz etmeye cesaret edemeyen parlementerler çareyi tartışmaları uzatmakta buluyorlar, kesin bir cevaptan kaçınıyorlardı. Kendilerince uyanıklık yapıyorlar, “deliye bulaşılmaz” havası çalıyorlardı. İmparator ise bu konuda o kadar kararlıydı ki, atının heykelini parlamentonun tam karşısına diktirivermişti. Hayatının sonuna kadar parlamentodan net bir cevap almayı başaramadı. Aristokratlardan oluşan koca parlemento “bir at senator olamaz” diyemiyordu. Nere deyse, “he olabilir” diyeceklerdi. Caligula dönemi ile ilgili kayda zor rastlanmasının sebeplerinden birisi, Roma Devleti’nin bu dönemi unutturmak istemesi, bu delilik halinin bilinmesini istememesiydi. Dönemle ilgili ne kadar yazı, belge, heykel vs. varsa temizlenmeye çalışıldı. Çünkü Caligula’nın delilikleri sınırsızdı. İnsanlara kafasına göre davranıyor, hiç ilgisiz birine veya servetine el koymak istediklerine akılalmaz işkenceler yaptırabiliyordu. Servetine el koymak için öldürttüğü birisinin zengin olmadığı anlaşıldığında, “Tüh... Yazık oldu...” demekle yetinmişti. Bu hikayedeki en masum ve aklı başında canlı Incitatus’un, olup biten karşısındaki fikri neydi bilmiyoruz (bununla ilgili bir kayıta rastlanmıyor) ama Caligula bir süikast sonucunda öldürüldüğünde dört yıllık imparatorluğu son bulmuş, aklı başında insanlar bu adamın bu kadar uzun bir süre nasıl olup da hüküm sürebildiğine şaşıp kalmıştı… VE ATLARI 3 VE INCITATUS JEAN PAUL LAURENS’İN “TIBERIUS’UN ÖLÜMÜ” TABLOSU HAZIRLAYAN : VEDAT KEMER

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=