2017_Ekim

74 TJK’NIN SESİ EKİM 2017 Türkiye Jokey Kulübü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı, Elazığ İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve İş - Kur’un da katkılarıyla gerçekleştirilen “Kırsalda Kadın Seyisler Yetişiyor” adı altında Elazığ İli’nde başlayan projede en büyük hedef, bir yandan kadınlara tarım dışında istihdam yaratmak ve onların gelir seviyelerini arttırmak, bir yandan da ülkemizde erkek egemenliğinin hakim olduğu bir sektörde kadınların da yer almasını sağlamaktı. Yapılan araştırmalarda, dünya genelindeki hipodromlarda kadın hakimiyeti gayet yüksek. İngiltere, Fransa, Hollanda ve ABD’de seyislerin yaklaşık %80’ini kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de de kadınlara bu yönde istihdam yaratma girişimleri hızla devam ediyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında Türkiye’nin ilk lisanslı kadın seyisleri mezun oldu ve kısa zamanda meslek içinde yer edindiler. Bu ayki konuklarım, yaklaşık 3 aydır İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda göreve başlayan pırıl pırıl ve çok azimli kadın seyisler, Büşra Aslan, Zahide Serin, Merve Aslan, Sibel Zavallıoğlu, Remziye Aslan, Seçil Çıtak ve Zübeyde Yıldırım. “Kırsalda Kadın Seyisler Yetişiyor’’ projesini nasıl öğrendiniz ve katılmaya nasıl karar verdiniz? SIBEL ZAVALLIOĞLU: Ben kursa arkadaş tavsiyesi ile katıldım. Elazığ Fırat Üniversitesi BESYO Bölümü mezunuyum. Okuduğum bölüme uygun olduğunu düşündüm. Benim için at binmeyi öğrenmek farklı bir spor dalı olurdu. Elazığ’da at biniciliği kursu açmak istiyorum bu sebeple bu işi temelinden öğrenmek istedim. Arkadaşım bana seyislik kursu açılıyor başvuralım mı dediğinde seyisliğin ne demek olduğunu bile bilmiyordum. Atların binicilik ve bakımına dair bilgiler alacağımızı söyledi ben de katıldım. SEÇIL ÇITAK: Ben Elazığ Fırat Üniversitesi, Atçılık ve Antrenörlüğü bölümü mezunuyum. Üniversitede son yılımı okurken yurtdışına gitmeyi planlıyordum, araştırmalar yapıyordum daha sonra bize ders veren hocalarımdan biri bu projenin olduğunu ve ilk 8’e girenlerin yurtdışında 1 haftalığına atçılık ile ilgili eğitim vereceklerini söyledi ben de kabul ettim. Atlar ile ilk temasınız ne zaman oldu? ZAHIDE SERIN: Aslında atları çocuk yaştan itibaren sevmeye başladım. 7 – 8’li yaşlarımda köyde Pamuk isimli bir binek atımız vardı onu çok severdim. Apranti Eğitim Merkezi’ne uygulama dersi almak için geldiğimizde orada bulunan Sevgi isimli ata sakin karakterli olduğu halde dokunamamıştım, şu an yarış atı bakıyorum. BÜŞRA ASLAN: Aslında hayvanlara pek yanaşan bir insan değildim. Bu sebeple benim ilk temasım İstanbul Apranti Eğitim Merkezi’nde aldığımız uygulamalı eğitimde sevimli dostlarımız atlarla oldu. Kadın seyislerimizin, canlılarla ilgilendikleri için çok fazla boş zamanları olmuyor. Buldukları aralarda da daha çok dinlemeye ve kendilerini geliştirmeye zaman ayırıyorlar. Sahalarda bir günlerini nasıl geçirdiklerini sorduğumuzda da bizlere şunu söylediler. Atın çalışma saatlerine göre sabah 3.45 - 5.30 gibi ilgilendiğimiz atın yanına gitmiş oluyoruz. Yatağı dediğimiz, altına serilen talaşı düzenliyoruz, suluğunu temizliyoruz, tımarını yaptıktan sonra eyerini vuruyoruz, kantarmasını takıyoruz daha sonra da dışarıya çıkarıyoruz. 20 dakika kadar yedek yapıyoruz oradan da sahaya idmana götürüyoruz. İdmanı bittikten sonra tekrar ahıra getiriyoruz, eyerini çıkartıyoruz. Eğer at terlemişse havlu ile terini alıyoruz, blanketini örttükten sonra duş yerinde ayaklarını yıkıyoruz sonra dışarıya çıkarıyoruz. ATLAR EMİN ELLERDE... RÖPORTAJ : DERMAN ALTUNBAŞ / FOTOGRAFLAR : KADİR ÇİVİCİ

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=