2017_Aralik
89 TJK’NIN SESİ ARALIK 2017 GEBE KISRAKLARIN BESLENMESİ Aşım mevsimine yaklaşırken, damızlık kısraklar ve aygırlardan en üst düzeyde verim almak için, sağlam ve doğru kayıt tutmak şarttır. Her damızlık kısrak için bir dosya açılır. Aşı ve ilaç uygulamaları gibi yapılan her işlem, tarih ve kişi belirtilerek yazılır. Bunların sonuçları da ayrıntılı bir şekilde kayıt altına alınmalıdır. Parazit ilaçları, kısrağın geçirdiği hastalıklar, kullanılan ilaçların adları, dozları ve kullanım süreleri ile benzeri sağlık kayıtları, damızlıklardan istenilen verimi elde etmek için başvurulan önemli kaynaklardır. Bu sağlık kayıtları kısrak ve aygırların üreme performansları için bize yol gösterecek yararlı rehberler olarak kabul edilebilir. Ayrıca, damızlıkların verimliliklerinin değerlendirilmesinde de sağlık kayıtları ve yorumlar etkili olur. Genel olarak her kısraktan yılda bir tay alınması gerekir. Kısrağın siklusları, aşım sayısı, bu dönemde gereksinim duyduğu hormon takviyeleri ve eğer varsa diğer sağıtım yöntemleri ayrıntılı şekilde yazılmalıdır. Tutulan sağlık kayıtları, bir sonraki yıl, aşım mevsiminde daha az sorunla karşılaşmamıza ve kısrağın daha erken gebe kalmasına olanak sağlar. Haralarda her aşım mevsimi sonunda bazı üreme parametreleri elde edilir. Aygırın yaptığı aşım sayısı, kısrakların ortalama kaç aşımda gebe kaldığı, kısraklardaki gebelik oranı, buna bağlı olarak boş kalan kısrak sayısı, abort (düşük) oranı, yavru atmaların zamanı, kan talebinde gebe kalma oranı gibi pek çok istatistiki bilgiyi not etmek olasıdır. Bunlar bir sonraki yıl bize yardımcı olabileceği gibi geçmiş yıllar ile kıyaslama yapılarak başarı oranı da ortaya çıkarılmış olur. Gebelik ve doğum oranlarında bir düşme söz konusu ise nerede hata yapıldığı aranmalıdır. Geçmiş yıllarda, meraya salınan kısrakların arasına bırakılan bir aygır ile serbest aşım yapılıyordu. Bu yöntem artık çok geride kalmıştır. Günümüzde her kısrağın ovulasyon (yumurtlama) aktivitesi ultrason muayenesi yardımıyla günlük olarak izlenmekte ve tam zamanında istenilen aygır ile aşım yapılmaktadır. Bir haradaki tüm kısrakların içinde gebelik oranı, bir mevsimde %75 - 80’i bulmuş ise bu rakam normal kabul edilmektedir. Kısrakların %70 veya daha azı gebeyse başarı söz konusu değildir. %80’in üzerindeki gebelikler ise idealdir denilebilir. Her gebelik için kısrağın bir veya bir buçuk kızgınlık dönemi (östrus) göstermesi normal sayılır. Bu ortalama bir sayıdır. Kısrak iki, üç veya daha fazla kızgınlık göstermeden gebe kalması gerekir. Kısraklarda gebeliğin her döneminde yavru kayıpları olur. Gebeliğin başlangıç aylarında embriyonun eritilip kaybolması sıkça rastlanan bir olaydır. Dışarıdan kolay farkedilmez. Gebelik devam ediyor sanılabilir. Ancak, dikkatli bir ultrason muayenesi ile açığa çıkarılır. Gebeliğin ileri dönemlerinde de çeşitli nedenlerden dolayı, kısrağın tayı rahim dışına attığı (abort, düşük) olaylar görülebilir. Bazen böyle bir atığa padokta da rastlanılabilir. Bazen de kısrak, boksunda düşük yapabilir. Padokta görülen atıkların hangi kısraktan olduğu anlaşılamayabilir. Haralarda tüm gebe kısraklar için kabul edilebilir abort oranı % 10’dur. Bu oranı geçmemesi gerekir. Çok sayıda kısrakta düşük görülüyorsa ve bunlar birbirlerine yakın zamanda gerçekleştiyse, enfeksiyon hastalıklarından, zehirlenmelerden veya benzeri etkenlerden şüphelenmek gerekir. Diğer evcil hayvanlara göre, kısraklardaki gebe kalma oranı çok daha düşüktür. Yine diğer evcil hayvanlara oranla, kısraklar daha fazla düşük (abort) yaparlar. Kısraklardaki bu düşük üreme performansının belli başlı nedenleri olarak kötü bakım ve beslenme, bilgisizlik, ilgili kişilerin ihmali veya dikkatsizliği, kısraklardaki rahim enfeksiyonları başta olmak üzere genital sistem (üreme organları) hastalıkları ve kısrakların düzensiz kızgınlık (östrus) siklusları söylenebilir. Bu olumsuz etkenleri azaltmak veya ortadan kaldırmak için pekçok şey yapılabilir ve sonuçta kısrakların üreme performansı (verimliliği) arttırılabilir. Her yaştaki yarış atında olduğu gibi, damızlık kısrak ve aygırların da uygun bir aşılama ve parazit kontrol programına tabi tutulması gerekir. Bölgesel koşullar göz önüne alınarak, geçmiş yıllardaki hastalıklara, ekonomik koşullara ve deneyimlere göre uygun bir program yapılır. Buradaki amaç sadece kısrakları mikrobik enfeksiyonlardan ve paraziter hastalıklardan korumak değil aynı zamanda bu etkenlerin taylara da bulaşmasını engellemek olmalıdır. Kısrağın kanında üretilen antikor dediğimiz hastalıklara karşı savaşan maddeler, doğumdan hemen sonra kolostrum (ağız sütü) adındaki süt ile taya iletilir. Kolostrum, diğer zamanlarda üretilen süte oranla daha kıvamlı ve koyudur. Düzenli parazit kontrolü yapılan kısraklarda iç parazitler de bulunmayacağından dolayı bunların da taylara bulaşması önlenmiş olur. Aşılama programı ülkesel, bölgesel koşullar göz önüne alınarak yapılır. Kısrağın bağışıklık düzeyi en üst seviyede olması sağlanarak hem kendi hem de tayı korunmuş olur. Genel olarak haralarda kısraklar, maiden (hiç aşım yapılmamış), aşım yapılmış ama gebe kalmamış veya boş, gebe veya taylı ya da süt veren kısraklar olarak sınıflandırılabilir. Bunların her birinin beslenmesi de farklılık arz eder. Maiden veya boş kısrakların beslenmesi aynıdır. Gebe kısrakların doğuma 3 ay kala ve süt verdikleri dönemde beslenmeleri çok farklıdır. Gebeliğin son 3 ayında ve taylarını emzirdikleri dönemde besin maddelerine gereksinimleri artar. Bu nedenle daha zengin bir rasyonla beslenmeleri şarttır. Taylar sütten kesilip annelerinden ayrıldıkları zaman, kısrakların da gereksinimleri azalır. Buna göre rasyonda indirim yapılır. Gebeliğin ilk 8 ayında, anne karnındaki tayın gelişmesi için kısrağa fazladan besin maddesi verilmesine gerek yoktur. Zira bu dönemdeki kısraklar, boş veya gebe kalmamış kısraklar gibi beslenebilirler. Fakat tayın gelişmesi, gebeliğin son 3 ayında hızla artar. Buna bağlı olarak gebe kısrağın da besin maddelerine gereksinimi artmaktadır. Aynı şekilde doğumdan sonra süt veren kısraklarda başta protein, enerji ve kalsiyum olmak üzere tüm besin maddelerine karşı gereksinimi artmıştır. Gebeliğin son 3 ayında kısrağın enerji gereksinimi yaklaşık %10 - 20 arasında artmıştır. Süt verme döneminde ise artan enerji gereksinimi %80’lere ulaşabilir. Sonuç olarak, yeterli yem bulabilirse, gebe kısrak daha çok yem tüketir. Eğer doğumdan sonra kısrağın enerji gereksinimi yeterince karşılanmaz ise, süt üretimi azalır. Bundan tayı da olumsuz etkilenir. Bununla birlikte gereğinden fazla besleme de uygun değildir. Kısrakların enerji kadar ek protein, kalsiyum, ve fosfora gereksinimleri vardır. Bu maddeler tayın sağlıklı gelişmesi için olmazsa olmaz denilecek kadar gereklidir. Bununla birlikte aşırı kilolu olmak (obezite) ve kilo kaybı, ileri derecede zayıflık da gebe kısraklar için zararlıdır. Obez kısrakların daha zor gebe kaldığı bilinmektedir. Aşırı kilolu veya zayıf kısrakların doğumdan sonra süt verimleri de düşük olmaktadır. Fakat doğum sırasında zayıf olan bir kısrak, uygun ve dengeli beslenirse, doğumdan sonra süt üretimi kendinden daha ağır kısrakların düzeyine ulaşır. Kısrağın kendisi de doğumdan sonra süt vermesine rağmen kilo aldığı görülebilir. Doğumdan sonra tayını besleyen kısraklarda günlük enerji gereksinimi neredeyse iki kat artmıştır. Bu da kısrağın daha çok yem tüketmesi anlamına gelir. Kısrakların enerji gereksinimi çoğunlukla taneli yemlerden karşılanır. Bazen doğumdan sonra kısrağın ve tayın bulunduğu haradan alınıp bir başka haraya götürülmesi söz konusu olabilir. Yeni ortamı yadırgayan kısrakların yem yemediği, alıştığı ortamı aradığı ve hatta zayıfladığı görülebilir. Böyle durumlara da karşı dikkatli olunmalı, gereken önlemler alınmalı ve olabildiğince hara değişikliklerinden kaçınmak yerinde olur. Gidecek hiç bir yeri yokken sana sığınan değil, Gidecek çok yeri olmasına rağmen, Senin yanında kalandır değerli olan… L A EDRİ VET. HEKİM REHA GÜLTEPE AT SAĞLIĞI
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=