2017_Aralik

71 TJK’NIN SESİ ARALIK 2017 Sesleriyle yarışseverleri etkileyen ama yüzlerini hiç görmediğiniz yarış spikerlerimizi, bu sayımızdan itibaren tanıtmaya başlıyoruz. Adana, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Elazığ’da bulunan hipodromlarımızdaki yarışları sesleriyle renklendiren Adnan Tunç ve Yusuf Akçam’a merak edilenleri sorduk. Neden at yarışı spikeri olmak istediniz? Adnan Tunç: Lise yıllarımdan itibaren atlara büyük bir ilgim vardı. Yüksel Saymaz, Zadik Gökoğlu gibi ağabeylerimi dinlemek çok hoşuma giderdi. Daha sonra 20’li yaşlarıma geldiğimde spikerlik kursuna gittim. Okulu bitirdikten sonra da mesleğimi elime aldım. Yusuf Akçam: Bana at sevgisi babamdan miras kaldı. Sıkı bir at yarışı takipçisiydi ve her gün akşam eve yarış bülteniyle gelirdi. Tabii, gel zaman git zaman at sevgisi aşılanmış oldu. Yarış anlatan ağabeylerimi izlerken de içimde bir tutku oluştu. 2007 yılında askerden yeni geldiğim bir dönemde spikerlik seçmelerinin olduğunu öğrendim ve başvurmam sonucu Adana’da seçilen iki kişiden birisi ben oldum. 2008 yılından bu yana da büyük bir keyifle mesleğimi sürdürüyorum. Mesleğinizin zorlukları nelerdir? Adnan Tunç: Bizim mesleğimizin en zor yanı anlık tepkiler vermeniz gerekiyor. Yarış içinde mevsim şartlarından da kaynaklı çok değişkenler olabiliyor ve bunu kaçırmamız durumunda ciddi tepkilerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Saliseler içinde kelimelerin ağızımıza dökülmesi gerekiyor ve sonuçta insanız hatalar yapabiliyoruz, bu durumlarla karşılaştığımız dönemlerde zorlandığımızı söyleyebilirim. Yusuf Akçam: Özellikle kısa mesafeli yarışlar bizleri çok zorlayabiliyor. Atları önden arkaya sayana kadar bir bakıyorsunuz ki bütün sıralama değişmiş. Bu sefer karıştırma durumumuz da oluyor. Adnan arkadaşımın dediği gibi saliselik tepkiler vermemiz gerekiyor ve dürbünle baktığımız için kaçırdığımız şeyler olabiliyor. Bir de atların hızına da ayak uydurmamız gerekiyor, bizleri en çok zorlayan konular bunlar oluyor. Spikerliğin olmazsa olmazları nelerdir? Adnan Tunç: Aslında spikerliğin olmazsa olmazı diksiyondur. Fakat bizim mesleğimizde buna pek önem verilmiyor. Yarışseverlerin bizden en büyük beklentisi yarış sırasında atların özellikle numaralarını söylememiz. Ama bunu da anlaşılır bir şekilde vermemiz gerekiyor. Bir de yarışın son anına kadar motivasyonumuzu bozmamamız gerekiyor. Aksi taktirde çok iyi başladığınız bir yarışı berbat edebilirsiniz. Yusuf Akçam: Öncelikle tabiki Türkçe’yi elimizden geldiği kadar güzel kullanabilmek. Net bir şekilde koşuları aktarabilmektir. Mümkünse koşan bütün atları da yarış sırasında telafuz edebilmektir. Sizi hiç etkileyen bir safkan oldu mu? Adnan Tunç: Belki de 100 tane beni etkileyen at sayabilirim. Mesela Rojhat Kızı bir yarışında 50 metre fark atarak beni çok etkilemişti. Bir de hiç unutamadığım İrfan Onut’un anlattığı bir yarış vardı, Dayım Beyim startta kalmasına rağmen farkı kapatıp ikinci olmuştu. Yusuf Akçam: Geçmiş yıllarda tutkuyla sevdiğim Mandrake diye bir safkan vardı. Tabii, o yıllarda yarış anlatmıyordum fakat koşuları anlattığım senelerde ise unutamadığım safkan Fairson oldu. Anlatırken çok heyecanlandığımı anımsıyorum. Mesleğinizin incelikleri nelerdir? Adnan Tunç: Benim ilk başladığım yıllarda atların numaralarıyla ders çalışırdım, bize öyle yapmamız öğretildi. Fakat, şimdileri, TJK’nın sitesinden formaları çıkartıp onlardan yararlanıyorum. Zaten sürekli anlatımları yaptığımız için %90’ını tanıyor oluyoruz gerisini de ezberlememiz zor olmuyor. Beni zorlayan atların numaraları her yarışta değiştiği için bir önceki hafta koştuğu yarıştaki numarası akılda kalabiliyor ve numaralarını yalnış söylediğim oluyor. Yusuf Akçam: Yarış anlatımlarında altın kural formadır. Önce padokta gezen atların numaralarını ezberleyip daha sonra da formalarıyla birleştirerek yarış anlatımımızı yapıyoruz. Yani yarış öncesinde ders çalışmamız gerekiyor. Tabii, bizi en çok zorlayan konu da uzun mesafeli ve kumun ıslak olduğu yarışlarda son viraja gelene kadar neredeyse bütün formalar çamur rengi oluyor, haliyle ayırt etmemiz de çok güçleşiyor. O noktada da tecrübemiz devreye giriyor. İlk canlı yayın kazanızı ne zaman yaşadınız? Adnan Tunç: Mesleğe başladığım ilk senemde İzmir’de 7 - 8 safkan birbirine takılıp düştü. Tecrübemde olmadığında donup kaldım ve yarışa devam ettim. Geçmiş olsun bile diyemedim. Yusuf Akçam: Yarış anlatırken canlı yayın kazam olmadı. Fakat, bir gün pilot kamera yayındaymış, yağmur yağıyormu diye elimi uzattım o sırada da canlı yayına elim çıktı. Böyle bir talihsizlik yaşamıştım. Kariyerinizde hedeflediğiniz noktaya ulaştınız mı? Adnan Tunç: Hedef her zaman en iyiyi yapmak. Fakat hiçbir zaman zirvedeyim diyemeyeceğim. Çok eksiğim olduğuna inanıyorum. Her geçen gün benim için tecrübe demek oluyor. Yusuf Akçam: Hedeflediğim noktadayım dersem yalan olur. 10 yıllık bir tecrübem var ama hala ilk günkü heyecanı duyuyorum. Demek ki kat edeceğim çok yolum var. At yarışlarına sesleriyle hayat verenler

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=