2017_Aralik

62 TJK’NIN SESİ ARALIK 2017 Çiftliğinizden bahseder misiniz? “22 tane ahırımız 4 tane de aygır boksumuz var. 4 tane padoğumuz ve bir de atları dönem dönem saldığımız tarlamız var. Bu tarlamız 204 dönüm, pamukları toplayıp bir dahaki pamuk ekimimize kadar 5 - 6 ay vaktimiz oluyor. Oraya arpa ekiyor ve yeşil olunca da yediriyoruz. 4 - 5 ay kadar içinde dolaşıyorlar ve iyi bir avantaja sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bir diğer özel padoğumuz da yedili karışım ektiğimiz arazimiz. Buraya yavrularıyla beraber anneleri salıyoruz ve 5 - 6 ay boyunca orada kalıyorlar. Orayı çok itinayla hazırlarız, en ufak bir taş ve benzeri zarar verecek unsurları bırakmayız.” Şanlıurfa’daki atçılığı, yörede atçılık yapanlara sormak lazım diye düşünüyoruz ve Faik Dağyudan bizlere anlatmaya başlıyor, “Urfa’nın tarihinde at herzaman olmuştur. Bütün ailelerin evinde Arap atı var. Tabii, İngiliz atıyla bizler biraz daha geç tanışmışız. Yeni yeni İngiliz atlarının da yetiştiriciliği yapılmaya başlandı, fakat bazı sıkıntılarımız vardır. Bunlardan en önemlisi bölgede aygır olmaması. Bütün yetiştirici arkadaşlarım, İngiliz atçılığı yapmak istese de bu nedenden dolayı yapamıyor. Buradan, Karacabey, İzmit gibi bölgelere kısrağımızı göndermemiz gerekiyor. Bizler için çok masraflı ve riskli bir uğraş oluyor. Ama Arap atçılığı öyle değil, çünkü aygırlarımız var.” Yaklaşık 17 yıldır atçılık yapıyorsunuz. Türkiye’deki atçılık ve yetiştiricilik hakkında neler söylersiniz? “Benim 10 yıldır savunduğum bir konu var. Her yıl at sayısı artarak gidiyor ve ciddi yığılmalar oluşmaya başladı. Benim Tarım Bakanlığı’ndaki arkadaşlara bir önerim oldu, “Bakanlık at almalı ve verimsiz olan kısrakların pedigrilerini iptal etmeli.” Bunu daha sonradan hayata da geçirdiler, devam etmesi de lazım. Aksi taktirde siz ne kadar hipodrom açarsanız açın bir noktada yetersiz gelecektir.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=