2017_Aralik

58 TJK’NIN SESİ ARALIK 2017 BATIK KENT HALFETI… Şanlıurfa’nın şehir merkezine 120 km uzağında olan bir başka önemli yerleşim yeri de Halfeti. 2000 yılında yapılan Birecik barajıyla beraber Fırat Nehiri’nin suları yükselmiş ve bölgede yaşayan halk Yeni Halfeti’ye doğru taşınmıştır. Halfeti İskelesi’nden tekneyle hareket ettiğinizde sizi önce Rumkale karşılıyor. Bütün haşmetiyle yükselen surların üstündeki kalıntıları görebiliyorsunuz. İkinci durağınız ise boşaltılmak zorunda kalınan Savaşan Köyü oluyor. Suların altında kalan caminin minaresinin suyun üzerindeki yansıması biraz içimizi burkuyor. Turistlerin büyük ilgisine maruz kalan bölgeye ancak tekneyle ulaşabiliyor olmanız, ilgi ve merakı daha çok arttırıyor. Şanlıurfa’nın bir diğer ön plana çıktığı ve bizleri en çok ilgilendiren yönü de “At”lardır. İnsanlara yakınlığı, vefası ve dostluğu ile bilinen atlar, MÖ 4000 yıllarında Ortaasya’da Türkler tarafından evcilleştirilmiştir. Dünyanın en asil Arap atlarının yetiştiği yörelerden birisi Şanlıurfa olmuştur. Sahip olsun, olmasın Urfalılar atı uğur sayarlar. Bu işi bilenler, “Eğer at beslemeye gücün yetmiyorsa, komşunun duvarından bir delik aç, hiç olmazsa evine ‘At’ın soluğu girsin” derler. O ev ve çevresindeki 7 evin bundan nasiplendiğine inanılır. Türkiye atçılığında Şanlıurfa’nın ayrı bir yeri vardır. Osmanlı devrinde bu durum bariz şekilde görüldüğü gibi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da (1924 - 1928) devam etmiş, Devlet haraları için Urfa’dan halk yetiştirmesi aygır ve kısraklar alınmıştır. At yetiştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla 1947 yılından beri Urfa ile birlikte bütün Doğu Anadolu’ya hizmet veren bir Atçılık Islah Kurumu kurulmuştur. 1838 yılında Urfa’yı ziyaret eden Alman Mareşali Helmuth Von Moltke, buradaki Arap atlarına hayran kalmış, seyrettiği bir cirit oyunundan son derece etkilenmiştir. Urfa yetiştirmelerinden yağız aygır Şüveyme 1900 yılında Paris’te açılan uluslararası bir sergide dünya birincisi seçilmiştir. Bugün de böyle bir yarışma olsa Şanlıurfa Arap atlarının efsanevi güzelliği ortaya çıkacaktır. Urfalının atlarla hiçbir zaman eksilmeyen, kaybolmayan bir gönül bağı vardır. Bu bakımdan onlar, Küheylâlar, Hamdaneler, Seklâveler.... Resimleri, isimleri, cisimleri ve hikayeleriyle bu topraklarda yaşamaya devam edeceklerdir. Günümüzde Şanlıurfa Hipodromu ile Türk atçılığının lokomotif şehirlerinden biri olmaya devam eden bu güzide şehirimiz, 200 kadar çiftliği ile de yetiştiriciliğimize büyük katkılar sağlamaktadır. Özellikle şampiyon Arap atlarının çıkış noktası olan yöremiz, iklim şartları ve toprak dokusuyla da atlar için yaşanabilir bir coğrafya yaratmaktadır. ASIL AT’LAR…

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=