2016_Nisan
38 TJK’NIN SESİ NİSAN 2016 Amerika’da Derby’ye dahil olabilmeniz için belirlenen yarışları koşup yeterli puanı, o yarışlarla toplamanız gerekiyor. Aksi taktirde ne kadar puanınız olursa olsun, Kentucky Derby’ye dahil olamıyorsunuz. Hal böyle olunca da, bu performansından sonra, bu büyük koşuya katılamamak beni ve ekibimi biraz üzdü. Güzel olan tarafı, Seventh Sense’in yarışı kazandığı gün öz kardeşinin doğmuş olması. Sevincimiz ikiye katlandı. Tayım, ümit veren bir kan hattına sahip, performansını da devam ettirebilirse, annesi bende olduğundan yetiştiricilik adına avantajlı bir durum ortaya çıkabilir. Amerika’da 15 kısrağım var, onları da bu sene Tapit, Medaglia D’ Oro, Candy Ride, City Zip ve Congrats gibi üst düzey aygırlara çektim. Anneler de kendilerini kanıtlamış kısraklar. Kentucky’de kiraladığım 3000 dönümlük bir yerde kalıyorlar. Burası tarihi bir çiftlik, yaklaşık 150.000 dönümlük bir arazinin parçası olduk. Bütün Kentucky’deki çiftlikler buradan kopmuş. Sahibesinin enteresan da bir hikayesi var, babası Titanik’de ölmüş. Londra’dan adamın 17 tane arabasını ve özel eşyalarını yollamışlar, fakat adam geri dönememiş. Hatta o eşyalarla çiftliğin içinde bir de müze yapmışlar. Orada iyi bir yetiştiricilik yapacağız gibi gözüküyor.” Türk atçılığını nerede görüyorsunuz, eksikleri nelerdir ve bu eksikleri gidermek için neler yapılması doğru olur? “Bir dokun bin ah işit gibi bir şey bu. Kulübün iç içe girmiş bir otorite ilişkisi var. Atçılığın ileriye taşınabilmesi için Ankara’yla fikir birlikteliğine varmaları gerektiğini düşünüyorum. Yarışçılık, ülke yönetenlere çok yabancı geliyor, bu konuda orta yolu bulmak şart. Bugüne kadar yalnış yada doğru yapılmış, her ne yapıldıysa bir noktaya gelinmiş ve ciddi bir potansiyel oluşmuş. Her sene binlerce kısrağa aşım yapılıyor. Haftanın yedi günü iki şehirde yarışlar koşuluyor. Zannediyorum artık bunu kritize etme vakti gelmiş. Yönetici arkadaşlar neler yapılması gerektiğinin farkındadırlar. Bu işin bir anayasasını, kuralını , kitabını yazıp, yönetimler değişse de bunları istikrar içinde uygulamak gerekiyor. Bunun yanı sıra atçılığımız gerçekten mağdur bir durumda. Yapılan hesaplar gösteriyor ki, atçı her sene buraya 200 Milyon TL civarı artı bir kaynak getirmek zorunda. Veterinerlerin, antrenörlerin, seyislerin, jokeylerin ve nalbantların iyi eğitilmesi şart. Kendimizi mukayese ettiğimizde her şeyin çok başında olduğumuzu görüyoruz. Bana sorarsanız en iyi durumda olduğumuz yer yetiştiricilik. İyi veya kötü, bir şekilde atlarımızı yetiştirebiliyoruz, fakat sonrası karanlık. Seyis yok… Nalbant yok... Özellikle nalbantlık konusunda ciddi problemlerimiz var. Bu konu çok önemli, çünkü her sene yetiştirilip sahaya gönderilen tayların, orada kalma oranları yüzde 15 civarı. Safkanların neredeyse yüzde %50’sinin, nalbant hatalarından dolayı yarış hayatları sonlanıyor. Bir yerde, Türkiye Jokey Kulübü’nün sermayesi bu atlar. Yöneticiler bu işlere ne kadar çok önem verirse, yarışan sağlıklı atların sayısı da o oranda artar. Bana göre total ciro da doğru orantılı olarak yükselecektir. Belki bir çok sorun böylece kendi içinde hallolacaktır.” Çok güzel bir tabiat içinde, baharın bütün güzelliklerinin ve renklerinin bir arada olduğu çiftlikte, unutamayacağımız dakikalar geçirdik. Bizleri tüm misafirperverliğiyle ağırlayan Arif Kurtel ve ekibine TJK’nın Sesi Ailesi olarak teşekkür ediyor, projelerinin ve başarılarının devam etmesini temenni ediyoruz...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=